SINAV SORUSUBiyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes
acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın
yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra
sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda
lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen
itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların
başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı
çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :
''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı
hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
"Tanısana hadi, tanısana kim
olduğumu"
PARMAK
Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart'ı
bir muharebede
tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
-Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini
zaptetmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca,
Napolyon:
-Evet demiş, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.
ZEKA
Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sığır çiftliğinin önünden hızla
geçiyormuş.Temel tahmin etmiş
-Dursun burada tam 397 sığır var..
-Ula Temel,nasıl saydın?Vızz diye
geçtuk daa..
-Kolaydur..Ayaklarını sayıp dörde bölüyorum.
SUÇLU KOL
Genç avukat, hırsızlıkla suçlanan müvekkilini hapis cezasından ancak, yaratıcı
bir savunma yaparak kurtarabileceğini biliyordu. Bu nedenle savunmasını,
sözcüklere "dans ettirerek" yapmaya başladı.
· "Müvekkilim, arabanın camından içeri yalnızca
kolunu sokup çantayı almıştır" dedi ve yargıcın hukuka olan saygısını
hedefleyerek sürdürdü konuşmasını: "Siz de takdir edersiniz ki, müvekkilimin
kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir" dedi ve görüşünü şöyle sürdürdü:
"Yalnızca bir kol tarafından işlenen bir suç için, kişinin suçsuz öteki kolunu,
bacaklarını ve bedeninin suçsuz tüm organlarını da cezalandırmış oluyorsunuz. Bu
kararınızla, suçsuz organları da hiç de hak etmedikleri bir cezaya
çarptırıyorsunuz. " Genç avukat bu görüşünü açıkladıktan sonra yargıca sordu:
"Bu davranışınızı, kişi hukukuna olan saygınızla nasıl bağdaştırabileceğinizi
açıklayabilir misiniz?" Yargıç, genç avukatın bu sözleri üzerine gülümsedi :
· "Peki, o zaman ben de kararımı aynı mantık
doğrultusunda veriyorum ve müvekkilinizin, suçlu kolunu bir yıl hapse mahkum
ediyorum" dedi. Sonra da kararını, gülümseyerek tamamladı : "Müvekkiliniz
isterse, hapsedilen koluna eşlik edebilir."
Yargıcın bu kararından sonra gülme sırası,
yargılanmakta olan hırsıza gelmişti. Genç avukatının yardımıyla takma kolunu
çıkarttı, yargıca teslim etti ve öteki kolunu avukatının koluna sokarak mahkeme
salonundan ayrıldı.
SIR TUTMAK
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli
tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı
ülkeyi sorunca, Yavuz ona
"Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir
:
"Evet hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
"Ben de
bilirim".
KARNE
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde
karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye
düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al
baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm
dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar
aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik
aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının
haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem
değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden
birini bulmuştum..."